Ust bolum
 




|


Dizel

|


Caner’in geri saymasıyla beraber kendimizi yola vurduk

|


Bırakmaya hiç niyetimiz yok haberiniz olsun

|


Kano etabında

|


Sudan ikinci pozisyonda çıktık.

|


Finish

|


Ödül Töreni

|


İkincilik madalyalarımız

|


Hediyelerimiz ve tabi ki kurabiyeden yapılmış madalyalarımızla evimize döndük.

|


Kurabiye 2010



 

5. Kurabiye Macera Yarışı

Dizel, Aralık 2010

KURABİYE MACERA KOŞUSU

Kurabiye yarışları Cenk ve benim için artık klasikler arasına girdi, çok önemli bir manimiz yoksa mutlaka katılıyoruz. Bu sene de katıldık ve 24 takım arasında 2. olarak bitirdik.

Önümüzdeki sene Cenk ile maraton koşmaya hevesliyiz, çalışmalarımıza şimdiden başladık. Aynı programı takip ediyoruz. Aslında Pazar günü macera koşusu yerine 19km düz koşu yapmamız gerekiyordu, ama biz antremanımızı macera koşusu ile birleştirmeye karar verdik. Zaten geçmiş yıllardaki mesafelere bakınca aşağı yukarı bu kadar bir mesafe bekliyordum.

Pazar sabahı her zamanki gibi erkenden yarış bölgesine geldik. Zaten yüzlerin çoğu tanıdık; arkadaşlarla sohbet, giyinme filan derken haritalarımızı aldık. Bizim taktiğimiz doğal olarak en fazla puan toplamak üzerine kuruluydu. İlk önce 15 puanlık noktaları işaretledik ve geri kalan nokta haklarımızı da yol üzerindeki noktalardan seçtik. Ancak, 15 puanlık noktaların yarısı en kuzeyde, yarısı da en güneydeydi. Elimdeki iki parçalı kocaman haritadaki noktalara bakınca, Cenk’e dedim ki “Abi bu sene işler değişmiş”. En az 30km’lik bir mesafe bizi bekliyordu. Yanıma sadece iki tane jel almıştım ve suyumu yarısına kadar doldurmuştum. Hatta kahvaltı bile etmemiştim. Yani yakıtım azdı. Ayrıca bu sene macera koşusuna 24 takım kaydolmuştu ve sağlam rakiplerimiz vardı. Hımm, Tatiana’nın biraz önce neden bize takıldığını anladım sanırım!

Yarışın başından itibaren en önemli taktiğimiz gerekmedikçe yoldan fazla uzaklaşmamak, gereksiz irtifa farkı getiren yollardan (kısa bile olsa) uzak durmak ve tempoyu koruyabilecek kadar yüksek tutmaktı.

Caner’in geri saymasıyla beraber kendimizi yola vurduk ve ilk noktayı biraz manasız vakit kaybı sonrasında bulduk. Sevgili forestanbul ekibi önde biz arkada ikinci noktaya koştuk. Burada ufak bir kesme hareketi ile noktayı oradaki ekiplerden önce aldık ve hemen üçüncü noktaya koşmaya başladık. Kendimizi birinci sanıyorduk ama biz daha noktaya varmadan noktayı almış geri dönen iki ekip görünce “Evet bu sene işler gerçekten değişmiş” dedik. Yavaş tempomuzu hiç bozmadan üçüncü noktaya koştuk. Bu sırada forestanbul’cular bizi yakaladı. Üçüncü nokta enteresan bir şekilde harita ile uyuşmuyordu. Zaten önde gitmekte olan dört takım da aynı yerde arayıp durdu. Sonunda bu noktayı bırakmaya karar verdik ve neşet suyuna doğru koşmaya başladık ki bu sırada aradığımız göleti tahminimizden aşağılarda bulduk. Ben hala haritadaki coğrafya ile noktanın coğrafyasının tam olarak örtüşmediğini düşünüyorum o ayrı. Neyse, noktayı dördüncü sırada aldık ve koşmaya başladık. Yolda forestanbul’cular bizi bırakmadılar, biz de onları bırakmadık. Kanoya kadar hemen hemen beraber gittik. Bu sırada bize “artık siz emekli olsanıza yahu” diye takıldılar ama bırakmaya hiç niyetimiz yok haberiniz olsun J Zaten önceki senelerde de hep rakip olmuştuk ama her seferinde bir şekilde geçmeyi başarmıştık. Bu nedenle aramızdaki tatlı rekabetin bayağı bir mazisi var

Kano etabında bizim rakipler suya devrilince bizim için avantaj oldu ve sudan ikinci pozisyonda çıktık. Kanomuzu yukarı kadar taşıdık, herşey yolunda derken bir de baktık ki kano pasaportunu kaybetmişiz!!! Her yeri aradık ama yok, bir şekilde düşürmüşüz. Başa gelen çekilir deyip bir kez daha kanoya girdik. Sinirlerimiz biraz bozulmuştu. Çünkü rakiplerimiz çoktan gitmişlerdi ve arkadan yeni takımlar bizi yakalamıştı.

Kanodan sonra moral bozukluğunun da etkisi ile tempomuz biraz düştü. Ancak almamız gereken noktalardan taviz vermedik. Bir ara bir ekiple beraber gittik ancak onlar 15 puanlık noktaya devam etmediler. Zaten kanodan sonraki kısımda yol uzun, navigasyon kolaydı. Ceza puanı yememek için saati kontrol ederek noktaları aldık. Açıkçası kürsü şansımızın olmadığını düşünüyorduk ama yine de kendimizi bırakmadık. Son noktadan sonra en az 6-7 km’lik uzun bir dönüş yolu bizi bekliyordu, işte bu kısımda dizimdeki ödem iyice azıttı. Özellikle yokuş inerken inanılmaz acı çekmeye başladım. Önce Cenk ile elele tutuşup koşmayı denedik, uzun süre işe yaradı. Sonra yavaşlamak pahasına kalın dallardan kendime baton yaptım, öyle devam ettik. En sonunda batonlardan aynı anda tutarak tren benzeri bir şey yaptık ve o şekilde koşarak yarışı zamanında bitirdik.

Finişe vardığımızda bizden önce 6 takımın geldiğini öğrendik. Yani kürsü şansımız yok diye düşündük. Üst baş değişimi ve temizlikten sonra gidip güzel bir yemek yedik, dostlarla sohbet, müzik filan derken ödül töreni geldi. Meğer bizden önce gelen takımlardan biri hariç hepsi nokta atlamış. Dolayısıyla kendimizi ikincilik kürsüsünde bulduk. Güzel bir sürpriz oldu. Hediyelerimiz ve tabi ki kurabiyeden yapılmış madalyalarımızla evimize döndük.

Öncelikle Macera Akademisi ekibine çok teşekkür ederiz. Yıllardır bu eğlenceden vazgeçemedik. Bu arada, Pazartesi demen dizimden MR çektirdim, şimdilik ciddi problem yok ilaçlarla idare edebileceğim

DİZEL
LEVENT - CENK

Levent Topçu Link; http://www.leventinyolu.com/?p=198



Geçmiş yarışlar hakkında daha fazla detay ve fotoğaf için tıklayınız.

Bütün raporlar için tıklayınız

 
footer macera akademisi
tasarım ve uygulama :. fotovizyon