Ust bolum
 




|





 

Eco Challenge Notları - Yaşadığım en zor "yarış"; Eco-Challenge

Gürsel Akay, Ocak 2001

ECO CHALLENGE BORNEO 2000

2000 yılında beşincisi düzenlenen, dünyanın en zor macera yarışı kabul edilen, hiçbir motorlu aracın kullanılmadığı Eco Challenge' a katıldım. Malezya, Borneo adasının Sabah bölgesinde yapılan 510 km 'lik non-stop bu yarış yapılagelmiş en uzun ve en zor Eco Challenge olduğu söyleniyor. Üstelik düzenli spor yapamayan ama en azından bisiklete binen 40 yaşındaki benim gibi biri için oldukça büyük bir "challenge" oldu. En az 1 kişinin karşı cinsten olması gereken takımlar 4 kişiden oluşuyor. Tabi takımlar genelde 3 erkek 1 kadın. Bu yıl 76 takımdan 3 kadın ve 1 erkek olarak katılan 2-3 takım vardı. Her yıl disiplinlerin değiştiği bu zorlu yarışta bu yıl yerel bir yelkenli-kano (perahu) ile denizde uzun mesafeler (200 km.) aştık, bisikletle 1000 m. tırmanıp, 100 km yol aldık. Bisiklet etabından sonra 2-3 gün sürecek 85 km'lik "Jungle Trekking "vardı. Bundan sonra "Sampan" denilen tahta kanolarla bazen azan nehirlerde 120 km geçtik. Rafting yapılan nehirde yarışmacılar timsahlar görmüşler. Sonra, içinde 10 bin yarasanın yaşadığı bir mağaranın içinden tırmanıp bir dağ sırtına çıktık. Hayatımda böyle sıcak bir gün yaşadığımı hatırlamıyorum. Zeynep ve ben "sıcak çarpmasının" ne olduğunu tatmış olduk. Sabahtan akşama kadar süren uzun bir tırmanıştan sonra 130 m.lik ipli iniş (abseil) yarışın en zevkli anlarındandı.

2 gün sürecek kano etabından vardı. Dalış etabından sonra da bitiş noktasına vardık. Biz 12 gün planlanan yarışı 11. gün bitirdik. 76 takımdan sadece 44 'ü bitirebildi. Biz "Team Ericsson Türk" olarak bitiren takımların içinde yer aldık. Bu yarışta başa güreşen 10-15 takım dışında kalanların zaten tek amacı yarışı bitirebilmek. Nerdeyse takımların yarısının elenmesi, 2000 yılının yarışının ne denli zor olduğunun bir kanıtı. Hatta en deneyimli ekiplerden bile elenenler oldu.( Yaşayan efsane John Howard ve ekibi gibi) Oraya giderken de bizim tek amacımız bu yarışı bitirebilmekti. Geçmiş yıllarda 2 yıl üst üste bu yarışa katılan Amerikan Deniz Komandoları (Seals) Eco Challenge'ı hiç bir zaman bitiremediler. Sonra da katılmaktan vazgeçtiler. Son 2 yıldır da askerler için "Military Eco Challenge "düzenleniyor.



130mt'lik iniş!


Okyanusta 2 gün kürek çektikten sonra zorlu bisiklet etabı başladı. 2-3 saatlik uyku ve hazırlık sonunda montajını yaptığımız bisikletlerle önce oldukça teknik ve beceri gerektiren parkurlar aştık. Gece yarısına doğru deniz seviyesinde başladığımız parkur bizi 1000 metreye çıkarttı. Son tırmanışlarda yollarda bayılan, tükenen yarışmacılara rastladık. Sadece bisiklet etabında 18 takım elenmiş. Mekanik sorunlar yanında ormandaki zorluklara dayanamayanlar yarışı terk ettiler. Bizde 1 lastik patlaması dışında hiçbir mekanik sorun olmadı.

Bisiklet etabından sonra "Jungle Trekking" başladı. İşte o zaman bir "yağmur ormanının" ne demek olduğunu anladım. Gerçeküstü bir deneyimdi bu benim için. Tropikal kuşların o acaip, değişik, hoş ötüşleri hala kulağımda..Bitki örtüsü de sanki dinozor devrindendi . Bu uzun yürüyüş sırasında sülük denen mahlukla oldukça samimi olduk. Suyumuzu bulduğumuz minik derelerden elde edip ilaçlayarak içiyorduk... Yiyeceklerimiz de o kadar sınırlıydı ki hesaplayarak yiyorduk. Tüm yarışma boyunca yiyecek kutumuza sadece 1 kez ulaşma izni verilmişti.

Oradayken bazı etaplar gerçekten insanı bıktırdı. Jungle'da 3 gün boyunca zemini kaygan çamurdan tepeler çıktık ve indik. (herhalde toplamı Ağrı dağından yüksektir.) Ağaçlara tutunmaktan ellerimin derisi hissini kaybetti. Çünkü tutunmadan, asılmadan tırmanmanın ve inmenin imkanı yoktu. Çamurlu zemin 30-45 derece eğimliydi. Kayganlık yüzünden ayakta durulamayacak yerler vardı. Günde Ortalama adam başı 50 kere çamura yapışmışızdır. Sülükler de bunu fırsat bilip hemen bizi emmeye başlıyordu. 2 parmağımın tırnağından sızan çamur enfeksiyona neden oldu. Neyse ki fazla sorun yaratmadı. Devamlı yağan yağmurda geceleri de yol aldık. Bir kaç saatlik dinlenmeleri de ıslak ve çamurlu olarak özel hamaklarımızda uyumaya çalışarak geçirdik.

Yarışın 3. gününde ayaklarımız yürümekten ve en çok ıslaklıktan yara oldu. Jungle etabından sonunda yarışma doktoru o gün 300 kadar ayağa baktığını söyledi. Ayağı su toplamayan kimse yok gibiydi... Yarışın kalanını bu yaralarla tamamladık. Benim bacaklarımda ilk gün ada etabında çamurlu bayırlardan ayakta kayarken dalların yaptığı yaralar enfeksiyon kaptı ve bacaklarım, ayaklarım şişti. Yarışmanın son günlerinde ayakkabılarımı giymek - çıkarmak gerçekten eziyet oluyordu.

2 gün süren ilkel,tahta kanolarla yapılan heyecanlı raftingden sonra tüm malzeme ile 30 km yürüdük. Fakat çoraba işleyen ince kum hamur gibi olan taban derimizin içine işledi.. Zaten yara olan ayaklara bir de kumum yaptığı yaralar eklendi. Bisiklet etabının başladığı noktaya geri dönüp tekrar kanolarımızı suya indirdik ve 10 saat sonra bir nehir deltasında,mangroove ormanında kanomuzu bağlayıp yaralı ayaklarla yine yürümeye başladık... Bu etapta Malezya halkıyla içiçe olduk."Lokantalarında" pilav yedik, evlerinde uyuduk... Yarışma boyunca en rahat ve uzun (4 saat) uykumuz mağrasıyla ünlü Madai köyündeydi. Sabah erkenden kalkıp mağraya girdik. Mağra içinde "Jumar" la 50 m. tırmandık. Sonra akaşama kadar sürecek tırmanışı yaptık. Yarışın en heyecanlı ve zevkli bölümü Madai dağınında bir uçurumu ipte kayarak (flying fox) aşmak ve zirvesinden 130 m. boşlukta iple inmek oldu... Köye dönüp karnımızı yine pilavla doyurduktan sonra yine aynı yolu, yine yaralı ama bu sefer şiş ayaklarımla yürüdüm... Kanoya ulaştığımızda gece yarısıydı. Denizin çekilmesi yüzünden sığlaşan deltadan ancak bir kaç saatlik uğraşı ve deneme yanılmayla kurtulup okyanusa açılabildik. Bu aşamadan sonra 24 saat kadar daha küreklere asılmamız gerekiyordu..

Sabah bölgesinde kas gücüyle toplam 510 km. katettik... 11 günde toplam 15 saatten az uyuduk. Ağaçlarda maymunlar, yollarda koca koca fil kakaları gördük. Her etap en az 5-6 saat idi. Yani dur durak bilmeden yapılan yorucu etkinliklerdi bunlar. Son 48 saatte uykusuz olarak dağa çıktık, indik, yürüdük, kürek çektik, denize daldık, yine kürek çektik... Son etapta da, bitişe doğru 4.5 saat durmaksızın ve oldukça hızlı bir tempoda kürek çektik. Ama bir o kadar süre daha çekerdik herhalde. Yaşanan tüm bu zorluklara rağmen yine de unutulmayacak anılarla döndük.

İnsan gücünün ve dayanıklılığının yanında psikolojisinin de test edildiği bu yarışı herhangi bir spor dalıyla karşılaştırmak olası değil. Zaten dünya sporunda yeni trend; bir çok doğa sporunu içeren, non-stop yapılan macera yarışları. Hatta bunlara "yarış" yerine "expedition" denmesi tercih ediliyor. Bu aralar bu tür etkinliklerin Olimpiyatlara dahil edilip edilemeyeceği tartışılıyor.




<< Ekip: Serdar Kılıç, Zeynep Atabay, Sinan Saran ve ben..





Not: 2000 yılının Eco Challenge bilançosu; ben dahil birçok yarışmacıda ortaya çıkan/, yarasalardan veya kemirgenlerden insana geçen Leptospirosis hastalığı.Tedavi edilmezse sonuç; koma ve ölüm... Ben yaşıyorum... Sağlıklıyım...

Gürsel AKAY Ocak 2001
www.yesilbisiklet.com


Bütün raporlar için tıklayınız

 
footer macera akademisi
tasarım ve uygulama :. fotovizyon