|
Dağ evinin ip etabına yakın bir yerden görünüşü. |
İsmail Abi'nin eşinin yemekleri. Açık büfe.
|
Yarış parkurunun büyük çoğunluğu görünüyor. Karagöl ve zirve arkada karlı bölge ve solundaki 3. noktamız olan zirve. |
İkinci nokta Karagöl. Arkada 3.nokta Zirve. 2900-3000 arası bir yükseklik. | Meşhur Flying fox halatı. En arkada görünen zirve 3200 civarı. Hemen etrafında birçok göl bulunuyor. İsmail Abi'nin bahsettiği yer. Google earth dan görülebiliyor. |
İlk gördüğümüzde bize çok güvenli gibi gelmişti. |
Flying fox'tan çıkınca girilecek olan merdiven etabı. Benim hemen üzerimdeki zirve 2. nokta. Sol tarafımdan aşağıya ip inişi etabı var. |
Merdivenin yakından görünüşü. Üzerinden yürüyerek geçmek imkansız zaten. Ben eğer geçseydim asılarak geçerdim. |
Kokteylin verildiği tesislerden baraj gölünün görüntüsü. |
Arkasından yemekli kokteyl ve ödül töreni. Tesislerin yanındaki kayalık tepeler. Çok hoşuma gitti. |
İkincilik kupamız. |
Gümüşhane Kürtün MACERA YARIŞI Ömer Vatansever, Temmuz 2007 İlk önce bizim takımın isminden bahsetmek istiyorum. Takımımızın ismi BİŞİ OLMAZ. :) Bu kelimeleri bu tür risk içeren faaliyetlerde sıkça duyarız. Ben biraz fazla tedbirli birisiyimdir. İyice araştırıp düşündükten sonra tehlikeye atılmayı tercih ederim. Tabi ki benim tehlike sınıfına soktuklarım başkaları için normal bir olay olabilir. Bu başkası da genelde İbrahim olur. Ne zaman nereye gitsek ben hemen ihtimal dahilindeki bütün olumsuzlukları ve almak istediğim tedbirleri sıralarım. İbo'dan tahmin edersiniz ki %99 BİŞİ OLMAZ kelimelerini duyarım. Bazen bu kelimeler canımı sıksa da bazen de bana cesaret verir. Uzun zaman önceden macera yarışı için kayıtlarımızı yaptırmıştık. Benim şanssızlıklarım yine son günlerde acil olmayan işlerin acile dönüşmesi ile bir koşuşturma içine girdim. Son dakikalara kadar yoğun tempo devam etti. Neyse ki işleri yetiştirdim. Ama evde eşyalarımı hazırlarken geri çağırılma gibi bir durum olacak diye çok korktum. Zamanında İstanbul'dan gelen otobüsle buluşma yerimize gittik. Otobüs zamanında geldi ama otogar çıkışını geçip otobanda beklemeye başladılar. Uzaktan otobüsün flaşörlerini görebiliyorduk. Telefonla uzun konuşmaların arkasından tam biz yürüyerek otobüsün yanına gidecekken onlar bir ileriki çıkıştan çıkıp İzmit'in içinden yanımıza geleceklerini söylediler. Yani sayemizde otobüsteki 40 kadar kişinin canını sıkmayı başardık bile. Bu durum için özür dileriz ama ben çok net şekilde bineceğimiz yeri tarif etmiştim. Ama kulaktan kulağa olay biraz atlanmış. Neyse bindik otobüsümüze yolculuk başladı. Ankara'dan diğer iki ekibi aldık. Yol git git bitmiyor. Uzun ve bozuk yollardan Niksar'dan geçtik ÜNYE'ye indik. Yol bitmeyecek gibi geldi bana. Bu arada Niksar'da Camici Yaylası'ndaki tesislerde mola verdik. Yemeklerimizin hazırlanması biraz uzun sürecekti. Bu boş zamanı değerlendirip ormanda biraz yürüyüşe çıktık. Orman yapısı İzmit'in orman yapısıyla aynı gibi geldi bana. Bol miktarda çam var yeşillik alanlar hoş. Hemen hemen her çiçekte bir kelebek var. :) Önümüzdeki günlerde burada bir oryantiring yarışması olduğunu öğrendik. Gitmek isterdim ama o kadar yolu tekrar gözüm almıyor. :) Ünye'de deniz kenarına indiğimizde bir oh çektim. Artık yollar süper güzeldi. Her yer plaj, insanlar yüzüyor. İçim gitti valla. İki dakika durup denize girseydik fena olmazdı hani. Gümüşhane'ye sapacağımız yere kadar yollar harika. Sağ tarafımızda dağlar ve ormanlar sol tarafımızda o muhteşem Karadeniz bütün ihtişamı ile uzanıyor. Buralara bayıldım. Gümüşhane yoluna girdiğimizde ayrı bir güzellik, etraf yüksek tepelerden oluşuyor, dere kenarında vadiden ilerliyoruz, etrafa bakmaktan başımız dönüyor. Kürtün merkeze geldiğimizde 23 saati bulan bir yolculuk sona ermişti. Çok mutlu olduk ama önümüzde ancak küçük arabaların gidebildiği 2 saatlik bir yolculuk vardı. Hava kararmıştı. Birkaç minibüs ile yola çıktık. Baraj kenarından (çok yüksekten) giderken aşağıya bakmak insanı ürpertiyor. Kenarlarda hiç korkuluk bile yok. Bir kaza durumunda feci bir şekilde baraja kadar uçabilirsiniz. Sonra ufak ufak dere ile aynı seviyeye geldik. Bir ara arkadaki arabaları beklemek için durduk. Geceleyin güçlü bir dere ve ıssız bir vadide bulunmak çok hoşuma gitti. Özgürlük bu işte. Ama tabi ki kalabalık olunca güzel :). Uzun tozlu ve zıplamalı bir yolculuk sonunda konaklayacağımız dağ evine geldik. İlk düşündüğüm kelimeler burayı hangi akıllı bu kadar uzak ve bozuk yollu bir yere yaptı olmuştu. Sonra tesisin içine girip İsmail Bey'in bize biraz düşündüklerini anlattıktan sonra bana dank etmeye başladı. İsmail beyi hepimiz çok sevdik. Kısaca Şeker gibi bir adam. İnşallah bir başka zaman 3200'lük zirvesi ve birçok irili ufaklı gölü olan bölgeyi kendisiyle gideriz. Bu bölgeyi çok az kişinin bildiğini söyledi. Tam el değmemiş bir bölge. Ama ben google earth dan buldum oraları hem de dediği gölleri de gördüm. Yarış akşam saat 9:10 gibi başladı. Koşarak bir köye kadar bütün gruplar dağılmadan gittik. Asıl start burasıydı ve artık dağlarla baş başa kalmıştık. Yaptığımız (Ben plan yaparken bazı arkadaşlar mışıl mışıl uyumayı tercih etmişlerdi.) planlara göre dere yatağına yakın göle kadar çıkacaktık. En önde gidiyorduk. Sağ olsun İbo'nun ısrarları ile sola çok dik yamaçlara sardık. Ben ısrarla sağa gitmemiz gerektiğini söyleyip duruyordum. Baya bir yükseldikten sonra arkadaşların haritaya bakma ihtiyaçları doğuverdi. Rakıma göre haritadaki yerimizi tahmin ettikten sonra direk sağa gitmemiz gerektiğine yoksa gölü ıskalayacağımıza karar verdik. Sağa yani batıya doğru ilerlemeye başladık. Kaybolan başka arkadaşlara da rastladık. Hep beraber aynı yöne doğrulup elimizle koymuşuz gibi kontrol noktasını bulduk. Hemen ilk iş bu noktadan zirvenin solundaki aralığı kerteriz alıp pusulayı ayarlamak oldu. Çıkarken buzullaşmış karlı bölgeyle karşılaştık. Onu aşmak için etrafındaki kayalık bölgeyi taşları düşürerek geçtik. Burayı tek tek geçtik. Yoksa arkadakine taş çarpabilirdi. Sırta doğru yaklaşınca İbo sabah buraya kadar geldiklerini söyledi. Buradan direk zirveye vuracaktık. Çok kısa bir süre içinde kayalardan hoplaya zıplaya zirveye çıktık. Baya yorulmuştum. Orada çayı görünce saldırdım. Bir bardakta çay içmiş olduk. Dere yatağına girdiğimizde ilk ekipken şu ana 10. ekip olmuşuz. Sola kıvrılarak baya bir zaman kaybetmiştik. Zirve kısımlarında sis yoktu. Sis aşağıdaydı. Aşağılara baktığımızda birçok ekibin baya bir yol aldığını gördük. Yüksek bir hızla yeni kerterizimize doğru indik. Yola indiğimizde doğru yerdeydik ama kestirmeden değil de yoldan gitmeye karar verdik. Yolları karıştırınca bu kontrol noktasını bulmakta oldukça zorlandık. Belki bir saat burada oylanmışızdır. Bulduktan sonra koşar adım ve koşarak ip etabına doğru yol aldık. Yamaçlardan inip direk derenin içine dalıp geçtik. Yine yokuşlar başladı. Araba yolundan çıkmaya başladık. Ankaralı grup Deryalarda önümüzdeydi. Onlar yolu tercih etti, biz kestirmeleri. Sabah burayı da ip etabına kadar Yunus'la gezmiştik. Onun için kestirmelerden direk ip etabına ulaşarak Deryalarla arayı açtık. Meşhur Flying fox halatı. İlk gördüğümüzde bize çok güvenli gibi gelmişti. Bayağı bir zahmetli işçilik sonucu kayaya bağlandığı görülüyor. Kopması veya açılması imkansız gibi duruyor. Ama flying fox aletinin problemli olacağı hiç aklımıza bile gelmedi. İP ETABI İPTAL EDİLMİŞTİ. Ne olduğunu anlamadan dağ evinin yolunu tuttuk. Dağ evinde yarım saat kadar oylandıktan sonra bisiklet kıyafetlerimizi giyip leş gibi ağır olan çantalarımızı sırtladıktan sonra bisikletlerimizle uzun bir yolculuğa ilk pedalı çevirdik. Çok yorgundum ama bisiklete binince fena gitmedim. Yukarıdaki çeşmeden notu alırken Maceracılar ekibi yanımızdan geçti. Sonra onları yine geçtik. Bir sapakta durup hangi yoldan gitmemiz gerektiğini kararlaştırırken onlar bizi yeniden geçti. Bizde onlar hiç durmadan gittiklerine göre bir bildikleri vardır deyip aynı yoldan onlara takıldık. Kısa bir süre sonra onları yine geçtik. İlk yaylamıza geldik. Köylünün biri balkonda oturuyordu. Ona sorduğumuzda, burasını gitmek istediğimiz yaylanın ismiyle söyledi. Biz de yayla evleri arasında pasaport kontrol noktası aramaya başladık. Oldukça terse dönüp aşağıya indik. Caminin yanında mola verdik. Uzaktan yine Maceracıları gördüm hiç durmadan direk devam edip yukarıya gittiler. Ekip biraz burada mola verdi. Ben yalnız olarak onların gittiği yere gittim. Baktım lastik izleri direk yukarı gidiyor. Ben bizim ekipleri çağırmak için bağırdığımda evlerin birinden birisi çıktı. Ona gideceğimiz tesisi sorduğumda 5 dakika yukarıdaki yaylada olduğunu söyledi. Ekipçe toplanıp, bastık pedala. Biz yaylaya girerken yine maceracıları gördük. Onlar kontrollerini yaptırıp devam ediyorlardı bile. Neyse jandarmayı bulup pasaportu yazdırıp yolumuza devam ettik. Bir süre maceracıları yakalayamadık. Yol kenarında durmuş bir şeyler yerken mix kategorisinde ikinci olan arkadaşları gördük. Durduk biraz muhabbet ettik. Bizim geçen üçüncü ekip olduğumuzu söylediler. Bu lafın üzerine bizim elemanlar birden gaza gelip beni bırakıp bayır aşağı yardırdılar gittiler. Gözlüklerimin camında sis nedeniyle damlacıklar oluşuyordu. Yolu görmekte zorlanıyordum. Bir süre yalnız gittikten sonra moralim bozuldu ve bisikletten indim yürümeye başladım. Kızmıştım. Kızınca da moralim bozulup yorgunlukta bastı. Bir ara kamera ekibi önüme geçti ilerde durup beni kameraya çektiler. Sonra arkamdan gelip beni yine geçtiler. İçim gitti. Acaba terk etsem mi diye bile düşündüm. Araç bizimkileri ilerde görünce deri dönüp beni bırakmamalarını söylemiş. Bir süre sonra onların yanına geldim. Sinirliydim. İlk noktada yarışı bırakacaktım. Ama yokuş aşağı inişler başlamıştı. Bir anda diğer pasaport kontrol noktasıyla karşılaştık. Artık örümcek ormanlarına girmiştik. Böyle muhteşem bir orman daha önceden görmemiştim. Musa'nın lastiği patlamış İbo yanında kalmış. Bize gidin gidin dediler biz indik. Bir süre sonra anır ağacı bulduk ve şifre bilgilerini kaydettik. Etrafa baktığımızda dev gibi ağaçlar sis içinde çok esrarengiz görünüyordu HAYRAN OLDUM. Orada baya bir Musa'yı bekledik. O da gelince devam ettik. Hızlı bir şekilde iniyorduk. Musa'nın yine lastiği patladı, bana yine git dediler., Biz sana yetişiriz ayakları :) ama yetişemeden ben rafting etabına geliverdim. Ama yalnız. İbo'da çok arkamda değildi. Çok kısa bir süre sonra İbo da göründü. Zamanımızı İbo da gelince yazdılar. Yarılmamamız konusunda tekrar uyarıldık. Musa ve Yunus yaklaşık 5-10 dakika sonra geldiler. Bir de Yunus'un lastiği patlamış. Yunus iterek getirdi bisikletini. Bizden sonra gelen ilk ekip bizden yaklaşık 45 dakika sonra geldi. Önümüzde iki ekip vardı ve süre farklarımız çok azdı. RAFTING ayrı bir cümbüş oldu. Barajın kapaklarının açılmasını ve tüm ekiplerin gelmesini bekledik. Herkes gelince kapaklarda açılmıştı. Su ürpertici görünüyordu. Kayalara vurarak gidiyordu. Meğerse iki kapak açacaklarına tek kapak açmışlar bu yüzden de su alçak kalmış. Onun için kayalar hep üstte. Cümbüş başladı. Biz ve bütün ekipler cumburlop suya çok defa düştük. Dizlerimiz kafalara vurmaktan yara oldu. Düşe düşe alışmıştık. Bir süre sonra hoşuma bile gitmeye başladı. Ama diğer ekipler bizim kadar şanslı değildi. Ayşin'in bileği kano ile kaya arasına sıkışmış ve hastaneye götürüldü. Bileğinde çatlak varmış. Geçmiş olsun. İlk ekip olan Cüneyt ve Ahmet de kaza geçirmişler, Cüneyt'in dizi yarılmış. Onları da ambulansta gördük. Rafting etabını bitirip koşarak bisikletlerimizin yanına gittik. Deryalar bizim önümüzdeydi. Yunus'la Musa iki küreği de kaybetmiş kenarda duruyorlardı. Baya bir süre sonra onlarda kurtulup bisikletlerin yanına geldiler. Bizi beklettiler. Yine SAĞ KALAN bütün ekipleri beraber saldılar. Ben dinlenmenin ve rakımın azalmasının etkisiyle acayip açıldım. En önden ve diğer ekiplere baya fark atıp bisiklet etabını bitirdik. Yunusla Musa'nın da gelmesini bekledikten sonra koşmaya sonra tempolu yürümeye başladık. Uzun bir yürüyüşün ardından köprüye iki ekip beraber geldik. Etraftan millet "koşun ipe ilk dokunan önce iner!" diye bağırıyordu. Bizim öyle bir derdimiz yoktu. İbo ipe dokunma işini Musalara bırakalım dedi ben de OK dedim. 1 saniye önümden ipe önce girme hakkını aldılar. İpe girmeleri uzun sürdü. İnip kanolara kadar yüzdüler. Biz daha iniş hazırlıkları yapıyorduk. Biz inip yüzmeye başladığımızda bizim satışçılar gözden kaybolmuştu bile. Aslında son 100 metreye beraber girip orada kapışacaktık. Kararımız öyleydi. Neyse bizde kanolara binip bastık gaza. Bir ara iyi rüzgar aldık. Sonra rüzgar almayan kıyıyı takip edip arayı baya kapattık ama yakalayamadık. EN İLGİNÇ OLAY kıyıya çıktığımızda gerçekleşti. Bizi alüminyum folyolara sarıp koşarcasına bir arabaya bindirdiler. Acayip şaşırmıştım. Kamera şakası filan mı acaba dedim. Sonra bizi otele götürdüklerini ve üşümeyelim diye böyle birşey yaptıklarını söylediler. DUŞ ÇOK İYİ GELDİ. Önümüzdeki ilk ekip rafting'te, ikinci ekip de bisiklet etabında kaza geçirdikleri ve bazı etapları atlamak zorunda kaldıkları için çok puan kaybetmişlerdi. Birinci ilan edilince şaşırdık. SIRADIŞI anons edildi. Arkasından ikinci, BİŞİ OLMAZ ekibi. Vay hiçbir iddea ile gelmediğimiz bir yarışta birinci ve ikinci olmuştuk. Hiçbir noktayı ve şifreyi atlamadan ve şansımızın yardımıyla kaza geçirmeden bütün etapları bitiren çok az sayıda grubun en hızlıları olmuştuk. Dönüşte otobüste doğru dürüst uyuyamadım. Gelirken de iyi uyumamıştım. En az üç gün kendime gelemedim. Uyumak için zamanım da olmadığı için ancak birkaç gün sonunda normale dönebildim. Sonuç olarak: Tehlikeli hale gelen ip ve rafting etabını şans eseri kazasız belasız atlattık. Benim şahsi görüşüme göre uykusuz geçen bir macera yarışı bana anlamsız geldi. Bir daha katılırmıyım bilmiyorum. Kendimizi paralamaktan başka bir şey değil gibi. Ben bir günde 100 küsür km dağlarda bisiklet sürüp 2500 metre irtifa alabilirim ama arkasından iyicene dinlenmem lazım. Özelliklede UYUMAM lazım. Bence uyumamak bu güzel spor dalının bir parçası olamaz. Kendine zarar verip rekorlar kıran insanlara kızardım. Ben de mi acaba aynı yoldaydım. Birde 12 günlük macera yarışları varmış. Günde 1 saat uykuyla idare ediyorlarmış. Pislik ve sonrasında gelen hastalıklar cabası. BU KISIMLARI BU İŞİN HOŞUMA GİTMİYOR. HADİ HAYIRLISI :) Kayıtlı 25 takım. 21 takım katılmış galiba. Erkek Kategori 1. SIRA DIŞI (Yunus Çoban - Musa Kadıoğlu) İzmit 2. BİŞİ OLMAZ (Ömer Vatansever - İbrahim Kadıoğlu) İzmit 3. KALSEDON (Fırat Kara - Derya Duman) Ankara Mix Kategori 1. MACERACILAR (Tatiana Kalenderoğlu - Caner Odabaşoğlu) İstanbul 2. ENDORFİN (İlknur Albayrak - Aytaç Özbakır) İstanbul 3. EVLİ VE ÇOCUKLU (Ayşin Özer Başkır - Alptekin Başkır) İstanbul Onur ve Cesaret Özel Ödülü MISSION IMPOSSIBLE (Cüneyt Gazioğlu - Ahmet Onur) İstanbul Ömer Vatansever, 21 Temmuz 2007 Yazının aslı: http://omervatansever.blogcu.com/ Bütün raporlar için tıklayınız |
![]() |
![]() |
||||
| tasarım ve uygulama :. fotovizyon |
|||||